18 Mart 1915, Türk tarihinde bir askeri ve siyasi başarı olmaktan öte inanç, azim ve yiğitlikle örülmüş bir destanın yaradılış tarihidir. Bu tarih, gerek taarruz gerekse savunma savaşlarının başarılarıyla dolup taşan Türk kahramanlık tarihinin en gurur verici ve en parlak sayfalarından biridir.
Çanakkale Zaferi ile 19. yy sonlarında gittikçe artan, Osmanlı Devleti’nin temellerini sarsan toprak kayıpları ve yenilgiler 1. Dünya Savaşı içinde bir kereliğine de olsa durmuş ve kesin bir kurtuluşun ilk adımları atılmıştır. Çanakkale’nin her karışında kara ve deniz muhabereleriyle o güne kadar süren mücadele, 18 Mart’ta İtilaf Devletlerinin büyük bir donanma kuvvetiyle başlattığı çıkarmanın püskürtülmesi sonucu zafere ulaşmıştır. Ecdadımızın bin bir zorluk ve yoklukla, çağın en gelişmiş devletleri karşısında verdiği bu var oluş kavgası, bir milletin uyanıp şahlanmasının tetikleyicisi olmuş; Milli Mücadele’ye de öncülük etmiştir.
Her yönüyle bir maneviyat hazinesi olan bu harp, hem Türk askerinin cesaretini ve gücünü hem de Türk milletinin fedakârlık ve imanını bir kez daha tüm dünyanın gözleri önüne sermiştir.
Hem gurur ve sevinç hem de üzüntüyle kutladığımız Çanakkale Zaferi’nin 94. yıldönümünde, ölümleriyle bile yıllar ötesine ders olmayı başarmış Çanakkale şehitlerimizi rahmet, minnet ve özlemle yâd ediyor; başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere tüm destan kahramanlarının aziz hatıraları önünde eğilmeyi şeref addediyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun!
Unutmuyoruz,unutturmayacağız ! Türkiye Cumhuriyet’ini ilelebet yaşatacağız
Karşıyaka Gençleri
Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım.
ATATÜRK
3 Mayıs 1915 / Arıburnu
